Secdegulleri Net Kısayollar: İndir – Download – İzle – Sesli Dinle

Konu Ekleyen Güzel Ahlâkı by admin on Cuma 1 Ocak 2010 at 14:27

Islamiyet  İlahi Dinle  İslami Forum  Hz. Muhammed (sav) Hadis-i Şerif  Kur’ân-ı Kerîm  Dini Hikayeler  E-Kartlar (Devami…)

PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN DUALARI

Konu Ekleyen Güzel Ahlâkı by admin on Pazartesi 16 Kasım 2009 at 00:08

PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN DUALARI

Hafız Halil Efendi. Tezhip. Fatiha Suresi 1-7. ayetler: “Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla, Hamd Alemlerin Rabbi’nedir. Rahman ve Rahimdir. Din gününün malikidir. Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Sen’den yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet; Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna. Gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil.”

Kuran’da Peygamberimiz (sav)’in gece dua için kalktığı bildirilir.

Şu bir gerçek ki, Allah’ın kulu (olan Muhammed,) O’na dua (ibadet ve kulluk) için kalktığında, onlar (müşrikler,) neredeyse çevresinde keçeleşeceklerdi. De ki: “Ben gerçekten, yalnızca Rabbime dua ediyorum ve O’na hiç kimseyi (ve hiçbir şeyi) ortak koşmuyorum.” (Cin Suresi, 19-20)

Kuran’da birçok ayette Peygamberimiz (sav)’in dualarından bahsedilmektedir. Peygamberimiz (sav) dualarında Allah’ı sıfatları ile anarak O’nu yüceltmiştir. Peygamberimiz (sav)’in Kuran’da bildirilen dualarından biri şöyledir:

De ki: “Ey mülkün sahibi Allah’ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, herşeye güç yetirensin.” (Al-i İmran Suresi, 26)

Peygamberimiz (sav) de, tüm diğer peygamberlerde olduğu gibi ins ve cin düşmanlarının tehditi ve baskıları ile karşı karşıya kalmıştır. Onların bu baskılarına karşı sabır ve dayanıklılık gösteren Peygamber Efendimiz’e, şeytanın olumsuz telkinlerine ve manevi saldırılarına karşı Allah’tan şöyle yardım istemesi emredilmiştir:

David Roberts, Muayyad Camii

Ve de ki: “Rabbim şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım. Ve onların benim yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım Rabbim.” (Müminun Suresi, 97-98)

Peygamberimiz (sav)’e, dualarında Allah’tan bağışlanma dilemesi ve Rabbimizin merhametini zikretmesi şöyle emredilmiştir:

Ve de ki: “Rabbim bağışla ve merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.” (Müminun Suresi, 118)

Rivayetlerde ise, Peygamber Efendimizin Allah’a kendisine güzel bir ahlak ve iyi bir huy vermesi için dua ettiği ve dualarında Allah’a şöyle yalvardığı belirtilir:

“Allah’ım! Yaratılışımı ve ahlakımı güzelleştir. İlahi! Beni ahlakın kötülerinden uzaklaştır.”32

Allah’ın, “De ki: “Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?.” (Fatır Suresi, 77) ayetiyle de bildirdiği gibi dua müminler için çok önemli bir ibadettir. İnsan, acz içinde, Allah dilemedikçe hiçbir şeye güç yetiremeyeceğini bilerek, umarak ve korkup sakınarak, her konuda Allah’a yönelmeli, herşey için O’na dua etmelidir. Peygamber Efendimizin ve Kuran’da duaları zikredilen diğer peygamberlerimizin duaları müminler için en güzel örneklerdir. Onlar dualarında hem Allah’a nasıl teslim olduklarını, Allah’ı tek dost ve yardımcı olarak gördüklerini göstermişler, hem de Rabbimizi en güzel isimleri ile yüceltmişlerdir. Peygamberlerimizin dualarında ayrıca hiç vakit gözetmeden, her an dua ettikleri ve ihtiyaç içinde kaldıklarında hemen Rabbimize yöneldikleri görülmektedir.

Hiç şüphesiz din, Allah katında İslam’dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki “kıskançlık ve hakka başkaldırma” (bağy) yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerini inkar ederse, (bilsin ki) gerçekten Allah,
hesabı pek çabuk görendir.
(Al-i İmran Suresi, 19)

Louis-Claude Mouchot, Kaid Bey Cami, Kahire

Ey insan, ‘üstün kerem sahibi’ olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir? Ki O, seni yarattı, ‘sana bir düzen içinde biçim verdi’ ve seni bir itidal üzere kıldı. Dilediği bir surette seni tertib etti.
(İnfitar Suresi, 6-8)


PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN TEMİZLİĞE VERDİĞİ ÖNEM

Konu Ekleyen Güzel Ahlâkı by admin on Pazartesi 16 Kasım 2009 at 00:08

PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN TEMİZLİĞE VERDİĞİ ÖNEM

Kalp ve ahlak temizliği kadar beden, giysi, mekan ve yediği yiyeceklerin temizliği de Müslümanların en belirgin özelliklerindendir. Bir Müslümanın saçları, eli, yüzü, bedeninin her yeri daima tertemiz olur. Kıyafetleri de her zaman temiz, bakımlı ve düzgündür. Çalıştığı veya yaşadığı mekanlar da her zaman derli toplu, temiz, hoş kokulu, havadar ve ferahlık verici olur. Müminlerin bu özelliklerine en güzel örnek yine Peygamberimiz (sav)’dir. Allah, bir surede Peygamberimiz (sav)’e şöyle buyurmuştur:

Ey bürünüp örtünen, Kalk (ve) bundan böyle uyar. Rabbini tekbir et (yücelt) Elbiseni temizle. Pislikten kaçınıp-uzaklaş. (Müddessir Suresi, 1-5)

Allah Kuran’da müminlere temiz olan şeylerden yemelerini bildirmiş, Peygamberimiz (sav)’e de, temiz olan şeylerin helal olduğunu müminlere bildirmesini söylemiştir:

“Ey elçiler, güzel ve temiz olan şeylerden yiyin.” (Müminun Suresi, 51)

“Sana, kendilerine neyin helal kılındığını sorarlar. De ki: “Bütün temiz şeyler size helal kılındı.” Allah’ın size öğrettiği gibi öğretip yetiştirdiğiniz avcı hayvanlarının yakalayıverdiklerinden de -üzerine Allah’ın adını anarak- yiyin. Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.” (Maide Suresi, 4)

Peygamberimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde de müminlere temiz olmayı şöyle öğütlemiştir:

“Müslümanlık temizdir, kirsizdir. Siz de temiz olun, temizlenin, Zira cennete temizler girer.”31


ALLAH PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İ HER ZAMAN KORUMUŞTUR

Konu Ekleyen Güzel Ahlâkı by admin on Pazartesi 16 Kasım 2009 at 00:07

ALLAH PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İ HER ZAMAN KORUMUŞTUR

Allah, Peygamberimiz (sav)’in ve tüm müminlerin yardımcısı ve koruyucusudur. Allah, Peygamberimiz (sav)’e her zaman yardım etmiş, onun için zorlukları kolaylıklara çevirmiş, yolunu açmış, onu maddi ve manevi olarak güçlendirmiş, salih müminlerle desteklemiş, düşmanlarının ise basiretlerini kapatarak, güçlerini alarak, tuzaklarını bozarak Peygamberimiz (sav)’e zarar vermelerini engellemiştir. Allah Tevbe Suresi’nde, Peygamberimiz (sav)’in yardımcısı olduğunu şöyle bildirir:

Siz O’na (peygambere) yardım etmezseniz, Allah O’na yardım etmiştir. (Tevbe Suresi, 40)

Ayette bildirildiği gibi, Peygamberimiz (sav) hiçbir zaman başkalarına muhtaç olmamış, Allah ona her zaman yardım etmiştir. Bu nedenle Peygamberimiz (sav)’in yanında bulunan hiç kimse yaptığı hizmet veya yardımlardan dolayı Peygamber Efendimizi minnet altında bırakamaz. Çünkü gerçekte Peygamberimiz (sav)’e yardım eden Allah’tır ve o kişi olmasa da Allah başka bir insanı, meleklerini veya cinleri vesile edip Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’e yardım eder.

Allah bir başka ayetinde ise, Peygamberimiz (sav)’e insanlardan korkmadan büyük bir cesaretle, hak olarak bildiği dini, insanlara tebliğ etmesini bildirmiş ve onu koruyacağını vaad etmiştir. Ayette şöyle buyrulur:

Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, O’nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz, Allah, kafir olan bir topluluğu hidayete erdirmez. (Maide Suresi, 67)

Allah’ın gücünü, olayların iç yüzünü kavrayamayan sığ ve dar görüşlü inkarcılar, Peygamberimiz (sav)’e karşı üstün gelebileceklerini, onu korkutabileceklerini veya etkisiz bırakabileceklerini sanmışlar ve bu nedenle sürekli tuzaklar kurmuşlardır. Bu insanlar, Allah’ın Peygamberimiz (sav)’in üzerindeki korumasının farkında değildirler ve bunu kavrayamamaktadırlar. Kendilerini Peygamberimiz (sav)’den çok daha üstün ve güçlü zannetmişlerdir. Ancak Allah, hepsinin biraraya gelerek kurdukları çok detaylı tuzakları bozmuş, hatta bir mucize olarak kurdukları tuzakları kendi aleyhlerine döndürmüştür. Hiçbir tuzakları işe yaramamıştır. Biraraya gelip tuzaklarını planlarken, Allah’ın onları gördüğünü, işittiğini, içlerinden geçenleri okuduğunu anlayamayan, Peygamberimiz (sav)’den gizleseler bile Allah’tan gizleyemeyeceklerini kavrayamayan, Peygamberimiz (sav)’in tüm gücün sahibi olan Allah’ın sevgili kulu ve dostu olduğunu düşünmeyen bu insanlar için Allah Kuran’da şöyle bildirmektedir:

Hani o inkar edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır. (Enfal Suresi, 30)

Allah bir başka ayetinde ise, Peygamberimiz (sav)’e kimsenin zarar veremeyeceğini, Allah’ın, Cibril’in ve salih müminlerin onun dostu, yardımcısı, destekçisi olduğunu şöyle haber vermektedir:

Eğer sizler (Peygamberin iki eşi) Allah’a tevbe ederseniz (ne güzel); çünkü kalbleriniz eğrilik gösterdi. Yok eğer ona karşı birbirinize destekçi olmaya kalkışırsanız, artık Allah, onun mevlasıdır; Cibril ve mü’minlerin salih olan(lar)ı da. Bunların arkasından melekler de onun destekçisidirler. (Tahrim Suresi, 4)

Allah, Duha Suresi’nde ise Peygamberimiz (sav)’in üzerindeki yardım ve nimetlerini şöyle bildirmiştir:

Rabbin seni terk etmedi ve darılmadı. Şüphesiz senin için son olan, ilk olandan (ahiret dünyadan) daha hayırlıdır. Elbette Rabbin sana verecek, böylece sen hoşnut kalacaksın. Bir yetim iken, seni bulup da barındırmadı mı? Ve seni yol bilmez iken, ‘doğru yola yöneltip iletmedi mi? Bir yoksul iken seni bulup zengin etmedi mi? (Duha Suresi, 3-8)

Peygamberimiz (sav), her işinde, en zor anlarında dahi Allah’ın kendisine yardım edeceğini bilerek, tevekkül etmiş, korku ve endişeye kapılmamıştır. Yanındaki müminlere de Allah’ın kendileri ile birlikte olduğunu, herşeyi görüp işittiğini söylemiş, onların da sukunet içinde olmalarına vesile olmuştur.

Peygamber Efendimizi örnek alarak onun yolunu izleyenler de, Allah’ın rahmetinden ve yardımından hiçbir zaman umut kesmemeli, Allah’ın rızasını, rahmetini ve cennetini umarak hayırlarda yarıştıkları sürece Allah’ın daima onların yanında olduğunu bilmelidirler. Allah bir ayetinde müminlere şöyle bir vaadde bulunur:

. Allah kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, aziz olandır. (Hac Suresi, 40)


PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN İNCE DÜŞÜNCELİ VE NEZAKETLİ OLMASI

Konu Ekleyen Güzel Ahlâkı by admin on Pazartesi 16 Kasım 2009 at 00:06

PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN İNCE DÜŞÜNCELİ VE NEZAKETLİ OLMASI

Peygamberimiz (sav)’in döneminde çevresinde bulunan insanların bazılarının görgü ve kültür seviyeleri düşüktü. Bu kişilerin ince düşünceli olmadıkları, rahatsızlık verebilecek tavırları hesaplayamadıkları bazı ayetlerden anlaşılmaktadır. Örneğin evlere ön kapılarından değil de arka kapılarından girdikleri, Peygamberimiz (sav)’in evine yemek saatinde geldikleri ya da uzun uzun konuşup Peygamber Efendimizin vaktini aldıkları ayetlerde bildirilmektedir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ise, son derece ince düşünceli, nezaketli, sabırlı, bu kişilere hoşgörü ile yaklaşan, içli ve çok medeni bir insandır. Çevresindeki kişilerin rahatsızlık verici tavırlarını her zaman güzellikle uyarmış, onların gönüllerini almış ve büyük bir sabır ve emekle onları eğitmiştir. Ve bu ahlakıyla da tüm müminlere çok güzel bir örnek olmuştur.

Sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Rabbimiz, Peygamberimiz (sav)’e bu konuda da yardımcı olmuş, onu ayetleri ile desteklemiştir. Bu konudaki ayetlerden biri şöyledir:

Ey iman edenler (rastgele) Peygamberin evlerine girmeyin, (Bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve (uzun) söze dalmayın. Gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden utanmaktadır; oysa Allah, hak (kı açıklamak)tan utanmaz. (Ahzap Suresi, 53)

Sahabelerin birçok rivayetinde de Peygamber Efendimizin nezaketli, ince düşünceli tavırlarına örnek verilmektedir. Peygamber Efendimiz, hem bir peygamber olması, hem de bir devlet başkanı olması itibariyle, her kesimden insanla sürekli irtibat halinde olmuş; devlet ve kabile reislerinden zengin kimselere, fakir, zayıf, kimsesiz yetimlerden kadın ve çocuklara kadar herkesle görüşmüştür. Tüm bu sosyal yapıları, yaşayış tarzları, huyları, alışkanlıkları birbirinden tamamen farklı olan insanlarla, her alanda iyi bir diyalog kurmuş, hepsinin gönlünü hoş tutmuş, her birine karşı nezaketli, anlayışlı, sabırlı ve güzel bir tavır göstermiştir.

Peygamber Efendimizin çevresinde bulunan yakın sahabelerinin aktardıkları olaylardan da anlaşıldığı gibi Peygamber Efendimiz, “son derece nazik, nezih, zarif, latif ve ince düşünceli” idi. Edep, terbiye ve görgü kurallarını hayatında en güzel ve en ideal şekliyle uyguluyordu.

Hz. Ayşe (ra), “Resulullahtan daha güzel ahlâka sahip hiç kimse yoktur. Ashabından ve ailesinden birisi kendisine seslenince, ‘Buyurun’ diye karşılık verirdi. Bu sebeple Allah, ona, ‘Sen yüksek bir ahlâk üzeresin’ buyurmuştur”29 diyerek Peygamber Efendimizde gördüğü güzel ahlakı anlatmıştır.

Peygamber Efendimizin evinde yetişen ve yıllarca ona hizmet eden Hz. Enes (ra), Peygamberimiz (sav)’in eşsiz nezaketini şöyle anlatmıştır:

“Kendisine bir şey soranı can kulağıyla dinler, soruyu soran yanından ayrılmadıkça, onu terk etmezdi. Resulullah ile bir kimse tokalaşırsa veya bir kimse tokalaşmak için elini uzattığında, karşısındaki kişi elini çekmeden Resulullah elini çekmezdi. Biriyle yüz yüze gelince de, karşısındaki, yüzünü çevirip ayrılmadıkça Resulullah o kimseden yüzünü çevirmezdi. Önüne oturan kimseye hiçbir zaman ayaklarını uzatmazdı. Karşılaştığı kimseye önce kendisi selâm verirdi. Ashabıyla tokalaşmaya önce kendisi başlardı.”

“Sahabîlerine güzel unvanlar verirdi. Hz. Ali’ye ‘Ebû Turab’, bir başka Sahabîsine ‘Ebû Hüreyre’ gibi lâkaplar vermişti. Onlara şeref kazandırmak için, hoşlarına giden isimle çağırırdı.”

“Kimsenin sözünü kesmezdi. Konuşmasını yarıda bırakmazdı. Konuştuğu kişi sözünü bitirmeden yahut gitmek üzere ayağa kalkmadan sohbetine devam ederdi.

“Resul-i Ekrem’e on sene hizmet ettim. Vallahi, bana ‘Öf’ bile demedi. Yapmakta geciktiğim veya yapmadığım bir emrinden dolayı beni azarlamadığı gibi, ailesinden azarlayan olursa, onlara da, ‘Ona dokunmayın. Bu işi yapması takdir edilmiş olsaydı yapardı’ buyururdu.”

Mahmud Celaleddin. Celi sülüs levha. Arapça beyit; “Muhammed insandır ama, her insan gibi değildir. Taşlar arasında yakut ne ise öyledir.”

“Bir gün bir iş için bir yere gitmemi emir buyurdu. Huzurlarından çıktıktan sonra sokakta birkaç çocuğun oynadığını gördüm ve onları seyretmeye daldım. Derken arkadan birisi iki eliyle başımı tuttu. Döndüğümde baktım ki, kendisi. Gülüyor. Bana: ‘Enesçiğim sana söylediğim yere gittin mi?’ dedi.

‘Hayır, daha gitmedim, gideceğim’ dedim.

‘Ben ona senelerce hizmet ettim. Vallahi bir defa olsun yaptığım bir iş için ‘Niçin yaptın?’, yapmadığım bir iş için ‘Niçin yapmadın?’ dediğini hatırlamıyorum.”30

Peygamberimiz (sav) hayatı boyunca binlerce insanı eğitmiş, dini, güzel ahlakı bilmeyen insanların güzel tavırlı, ince düşünceli, fedakar, üstün ahlaklı insanlar olmalarına vesile olmuştur. Kendisinden sonra da sözleri, tavrı ve ahlakı ile milyonlarca insanın eğitimine vesile olan Peygamberimiz (sav), çok hayırlı bir yol gösterici ve eğiticidir.

De ki: “Ey mülkün sahibi Allah’ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, herşeye güç yetirensin.”
(Al-i İmran Suresi, 26)

Onlardan öylesi de vardır ki: “Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azabından koru” der. İşte bunların kazandıklarına karşılık nasibleri vardır. Allah, hesabı pek seri görendir.
(Bakara Suresi, 201-202)


ALLAH, PEYGAMBERİMİZ (SAV)’E ÜN VE ŞEREF VERMİŞTİR

Konu Ekleyen Güzel Ahlâkı by admin on Pazartesi 16 Kasım 2009 at 00:05

ALLAH, PEYGAMBERİMİZ (SAV)’E ÜN VE ŞEREF VERMİŞTİR

Senin zikrini (şanını) yüceltmedik mi? (İnşirah Suresi, 4)

Yukarıdaki ayette de belirtildiği gibi, Peygamberimiz (sav), Allah’ın izniyle hem yaşadığı dönemde hem de vefatından sonra bütün insanlarca tanınmıştır. Vefatından 1400 yıl sonra dahi tüm dünyaca tanınmakta ve bilinmektedir. 1400 yıldır, milyarlarca insan Peygamberimiz (sav)’e sevgi ve saygı ile bağlanmış, onu görmediği halde ona çok yakın olmuş, cennette onunla sonsuza kadar birlikte olmak için dua etmiştir ve etmektedir.

Allah başka ayetlerinde de, Peygamberimiz (sav)’in “şerefli ve onurlu bir elçi” olduğunu şöyle bildirmektedir:

Şüphesiz o (Kuran), üstün onur sahibi bir elçinin gerçekten (Allah’tan getirdiği) sözüdür; (Bu elçi,) Bir güç sahibidir, arşın sahibi katında şereflidir. Ona itaat edilir, sonra güvenilirdir. Sizin sahibiniz bir deli değildir. (Tekvir Suresi, 19-22)

“Hiç şüphesiz o (Kuran), şerefli bir elçinin kesin sözüdür.” (Hakka Suresi, 40)

Allah Kuran’da Hz. Nuh, Hz. İlyas, Hz. Musa ve Hz. Harun gibi birçok peygamberin de hayırlı ve şerefli isimleri olduğunu bildirmektedir. İnsanların büyük bir bölümü hayatları boyunca ün ve şeref peşinde koşarlar. Bunun için hırs yapar, geçici olan dünya nimetlerine kendilerini kaptırırlar. Ya da kibirlenerek şımarırlar. Şeref peşinde koşarken, şeref ve onurlarını kaybetmiş olurlar.

Oysa ün ve şeref bir insana ancak Allah katından verilir. Ve Allah bir insana şerefin Kuran ahlakının yaşanması ile geldiğini bildirmektedir. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır:

Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve herşey) bozulmaya uğrardı. Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar. (Müminun Suresi, 71)

Bir insanın dünya hayatında onurlu ve şerefli bir yaşam sürmesinin tek yolu Allah’ın vahyi olan Kuran’a ve Peygamberimiz (sav)’in üstün ahlakına uymasıdır. Bunların dışındaki yolların insanlara dünyada da ahirette de kayıptan başka bir şey getirmeyeceği açık ve kesin bir gerçektir.


Sonraki Sayfa »

Copyright © 2021 Hz. Muhammed (S.a.v) – Kainaatın Solmayan Gül'ü. Bu site Secdegulleri.Net tarafindan insa edilmistir. Website Yp: Secde_Gulleri